1. YAZARLAR

  2. Aybars YILMAZ

  3. Tek Bileni Olan Çok Bilinmeyenli Denklem
Aybars YILMAZ

Aybars YILMAZ

Tek Bileni Olan Çok Bilinmeyenli Denklem

A+A-

Bugün dünya insanlığı olarak, tek bileni olan ve çok bilinmeyenli bir denklemi çözmeye çalışıyoruz. Çözüm aranan bu denkleme, beklenmedik zamanın oluşması adına, devletler ve milletler arası ilişkilerin gerildiği bir ortamda maruz bırakıldık. Gerçekleşen faul sonrası çalınan penaltıda, kimsenin doğru köşeyi tutturduğu da söylenemez. İnsan hakları ve coğrafi sınır ihlallerinin tavan yaptığı bir dönemde, herkes cephe savaşı beklerken, biyolojik bir mücadele ile karşı karşıya kalmış olmanın zorluğu içerisindeyiz.

Biyolojik unsur ile adım attığımız Yeni Normal dönemi, birçok alanda, bir anda giriş yapmış gibi gözükse de, şahsen pek öyle olduğunu düşünmüyoruz. Her stratejik plan gibi, bu dönemin de öncesi ve sonrası ile derin analiz ve detaylı planları ile büyük bir projeksiyon olduğu malum.

Küreselcilerin, 20. Yüzyıl sonlarında global sermaye sahibi aileleri rol sahibi yaptığı mücadelede, ulus devletler bugün bir adım geride kalmış gibi gözüküyor.

Bize göre bunun ana sebebi, asrın en güçlü silahına sahip olma yeminine sadık kalan tapınak şövalyelerinin, geçtiğimiz yüzyıldan bugüne kadar para kaynağının asıl sahibi olmalarıdır. Öyle ki, Covid-19 sürecinin ilk zamanlarında, bir araya gelme ihtimali bulunmayan ulus devlet ülkelerinin, yan yana duruş göstererek, birçok konudaki asırlık meselelerini geriye atmış olmaları bile, bu mücadelede kendi adlarına sadece kısa bir süre kazanımı sağlayabildi. Ulus devletlerin bu çok yoğun efor ve üretimine rağmen, global aktörlerin, sanayi ve endüstride oyun kurucu olarak oturttukları düzen mücadelenin ilk yarısındaki lideri belirledi.

Sanayi Devrimi sonrası oluşturulan toplum düzeni, sosyal yaşamdan ödün verip, yaşama tutunma savaşı veren bir hayat modeli şeklindeydi. Öyle ki, Yeni Normal öncesi son dönemde, çalışan sınıfın günlük hayatı yakalama gayretinin, işveren sınıfına doğru kaydığını hepimizin hatırladığını düşünüyorum. İşte bu noktada biriken iç enerjinin, yeryüzünde oluşturmaya başladığı hissedilir sarsıntılarının kontrol altında tutulabilir bir planla devreye alınması önemli bir merhaleydi.

Bu sarsıntılarla oluşturulmak istenen tek kutuplu dünya düzeni için, Sosyal Toplum Dönüşümü akımı bitirici darbe oldu. Ancak bu dönüşüm öyle bir dönüşümdü ki, ihtiyaç sahibi yeni dönem toplumunun bağımlılığını elde etmek adına kendisini de imha eden bir plan hali almak zorundaydı. Böylelikle görevi tamamlayan sosyal hayat yerini kontrollü yaşama devretmiş oldu.

Yeni Normal öncesi sosyal istek ve arzuları arttırılmış insanoğlu için, kaynak arayışı ve zaruriyetinin hissedilir seviyeye çıkması çok önemli bir adım. Bugünlerde sadece ülkemizde değil, tüm dünyayı etkisi altına alan borçlanma ve borçlandırma evresi ise üzerinde çok ama çok hassas olunması gereken bir konu. Bu evre ile insanlığın sokulacağı güvenli limanda nelerle karşılaşacağımız ise şu an bizler için soru işareti. Ülkemizde, milletimizin bu aşamada şimdiden çok fazla halatla limana bağlandığı, hatta gemimin demirinin atıldığını düşünüyoruz.

Sonunun toplumsal patlama raddesine ulaşması muhtemel kredi borçlanması hususu, ölçek ve sınırlarının açık olması hasebiyle çok büyük bir tehdit görüntüsünde. Oluşan karambol düzende, fırsatçılık vahşiliğinin daha ilk günlerde hortladığı vatan topraklarımız, bu risk ortamının altından kalkmakta epey zorlanacak gibi görünmekte. Çok büyük risk sermayesi firmaların bile tehlike çanlarını çok kuvvetli çaldığı bu dönemde, bireysel borçlanmaların gelecek kaygısı taşımadan ve hesapsızca bu seviyede büyümesi gerçekten endişe verici. Milleti koruma güdüsüyle devreye alınan kamu bankalarının görev zararı açıklamaları ile devletin sırtına daha da fazla ağırlık olması ise kötü senaryolardan sadece biri.

Mevcut durum analizi ve küresel okumaların bu minvalde geliştiği süreçte hepimizin önceliği olması gereken nihayet şudur ki;

Yoklukla mücadele hepimiz için tarihi bir misyondur.

Bu vesileyle, sizlerle buluşmamıza imkân sağlayan İnternet Gündem yönetimine teşekkürlerimizi sunuyor ve sizleri çok sevdiğimiz dizelerle selamlıyoruz;

‘Ateş olduk har bizim, söz bizim ikrar bizim

Beş bin yıllık maziye yeminimiz var bizim.

Bu daha Bismillah….’

 

Önceki ve Sonraki Yazılar