1. YAZARLAR

  2. Nermin AYDINLI

  3. YİNE 8 MART!
Nermin AYDINLI

Nermin AYDINLI

YİNE 8 MART!

A+A-

Gizemli, anlamı çözülemeyen, kız evlat, sevgili, eş, anne, anneanne, babaanne olan kadın üzerine yazılır çizilir, özel anma günlerinde birkaç süslü cümle ile tekrar filimin başı…
Yani kısaca suistimale açık olandır kadın!

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde; kadın dernekleri dahil tüm kurum, kuruluş ve 

STK’lar tebrik, dilek ve temennilerle geçiştirilecek! 

Klasik demokrasi ve kadın hakları konusuna bu defa değinmeyeceğim!

Kadın olmak zordur, kadınlık ise beceri ister, güç ister, gelişmemiş toplumlarda yaşamak için savaşmak ister! Kimi zaman aşağılanır, kimi zaman horlanır, kimi zaman çalışma hayatında, ‘elinin hamuruyla erkek işine karışma’ dense de toplumsal ve siyasal yaşamda yer bulmaya çalışır! 

Aile’de kız çocuk kimilerinde el bebek gül bebek kimilerinde ‘kız çocuksun otur oturduğun yerde’ denilerek büyütülür. Kimi çocukta olsa kız olduğu için zevk için satılır, kimi ailenin kazanç kapısıdır. Sevmeye, sevilmeye hakkı yoktur, berdel olmuştur, namus cinayetlerine kurban gitmiştir. Okumak ister ‘kız kız mı okumaz’ denilerek hayatı zindan edilmiştir…

Kadın zevk aracı görülür taciz edilir, yalnız istediği saatte dışarı çıkamaz, kimi zaman ‘eksik etek’, ‘kaşık düşmanı’ diye aşağılanır, daha doğduğunda zorluk başlamıştır onun için!

‘Sen kızsın otur edebinle denilerek biçilmiştir ona görev! oyuncakları bebek, oyunları evciliktir. Erkenden büyümeye mecburdur!
Mecburdur yaşama direnmeye! 

Baba evinde babanın, erkek kardeşin, evlendiğinde kocanın namusudur! Baba, kardeş, eş, evlat ve yaşam için ihtiyaç duyulan kadın kendisimidir, kimdir, nedir kadın?

Hunharca ve hoyratça yaşamı elinden alınan kadın için hele hele son zamanlarda yapılan açıklamalar insanın kanını dondurmaktadır!
‘Çalışan kadın fuhuş’a hazırlık yapar’, Dekolte giyene tecavüz edilir, Hamile kadının sokakta dolaşması terbiyesizliktir, 6 yaşında ki çocukla evlenilebilirsiniz’,  ’babalar kızlarına şehvet duyabilir’ vs.vs…

Şehirde kadın, kırsalda kadın hepsinin de kendisine göre yaşamı zordur! Kendisine güvenen, ailesi tarafından da desteklenen kadın bir bakmışsın toplum tarafından önüne engeller konmuştur. Veya güçlü olabilmesi için yine de aileden yani ‘arkasında para ve birilerinin gücü’ kadını var eder ki bu tür kadınlarında sayısı oldukça azdır. Makam ve mevkilere gelen kadınlarda toplumun kendisine biçtiği görevle erkekleşmektedir. Güçlü olan kadına da ‘Erkek gibi kadın’ denilerek yine erkek hakimiyeti hatırlatılmaktadır.

Kadın her türlü zorluklarla yaşama direnmektedir!

Toplumda güvencesi olmayan kadın yasalarla da savunmasız bırakılmaktadır. Kurulan hükümetler de göstermelik sadece Kadın ve Aile Bakanlığı bile kadınlara güvence olamamaktadır! 

Evet, kadın olmak zordur!

Yüreği yanar, hayalleri çalınır, şiddet alnının yazısıdır, kocasının ve ailesinin hizmetçisi kaşık düşmanıdır! ‘Ana kutsaldır’, ‘Cennet anaların ayağı altındadır’, ’Anaların hakkı ödenmez’ dense de analarının bunları hak etmediği akıllarından çıkıverir nedense…

Hayatı elinden alınan nice kızlarımız, kadınlarımız hak hukuk, adalet vicdan iyi hal indirimi adı altında kadının değil erkeğin koruma altına alındığının Türkiye’de kadın olmanın ne kadar zor olduğunun örnekleri değil mi?

Evet, kadının yaradılış gereği narin, kırılgan olması onu erkeklerden eksik olmadığı nedense anlaşılmak istenmez! 

Maalesef dini açıdan bakıldığında yukarıda da belirttiğimiz Kuran ile alakası olmayan iğrenç denecek açıklamalarla kadınlar üzerinde olumsuz algı yaratılmaktadır. Peygamber efendimiz hayatı boyunca Kuran da ne emredildiyse onu yaşamış ve uygulamıştır. Kuran da yaratılış ile ilgili ayetler incelendiğinde kadın ve erkeğin aynı yaradılışla yaratıldığı ve birbirlerinden hiç farklarının olmadığı görülür! Birbirinden farkları olmayan kadın ve erkek sorumlulukta ve hukukta neden eşit olmasın!

Bugün değişimler ve ekonomik sıkıntılar kadının da rolünü değiştirmektedir. Geleneksel cinsiyet rolleri ile sosyalleşme sürecinde de bazı sorunlara yol açmaktadır. Kadına yönelik olan cinsiyet ayrımcılığı evrensel bir sorundur. 

Belki de ‘abartıyorsunuz, gelişmiş bir toplum ve kadına oldukça değer veriliyor’ diye söylendiğinizi tahmin edebiliyorum ama maalesef ülkemizin durumu pek iç açıcı değil bu konuda!

21ci yüzyılda hala kadınlar kocalarından dayak yiyorsa, tacize uğruyorsa, öldürülüyorsa, hor görülüyorsa, küçük kız çocukları üzerinde pis duygular besleniyorsa, kültürel muhafazakarlık kadınların çalışmasını engelliyorsa, okuma, yazma, siyaset dahil yönetici kadrolarında yer alma oranı hala düşükse, kadınlar erkeklere göre düşük statüye sahipse gelişmiş bir toplumdan bahsedebilir miyiz?

Kadın toplumda hak ettiği yeri mutlaka almalıdır! Çünkü toplumsal hayat kadın ve erkekle biçimlenir. Eğitimle ikisinin topluma kazanımı, birlikte yaşama kültürünün benimsenmesi demektir. Toplumsal barışın sağlanması demektir. Sağlıklı nesillerin yetişmesi demektir! 

SON SÖZÜM: Yine bir 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde; Anaların ağlamamasını, çocukların yetim ve öksüz kalmamasını, barış ve kardeşliğin hakim olmasını ve kadınların hak ettiği statüye kavuşmasını dilerim. 
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.